14 Ekim 2017 Cumartesi

GÖK SİYAH MAVİ YER



Hiçbir şeyimiz yoktu
En az kaldırımda ölüme kollarını açmış öylece yatan kirpi kadar
Hiçbir şey hiçbir şeyi görmüyordu
Kör müydük yoksa şapkalarımız
Gözlerimizi mi kapatıyordu
Bir değil iki değil üç parlak göz
Kalbimden boğazıma doğru hareketlendi biri
Kendi dibimi deldim
Çok acıdı bazı gündüzlerim, gecelerim
Öyle çok acıdı ki
Kalp gözü müdür nedir
Gırtlağıma indirdim

Sorduğum an gerçeğim ılıdı;
Şapkanı çıkarttığında dökülen taşları kim topluyordu Tanrı?
Şapkanda kaç can vardı?
Biz hiç bilmezdik
Arada bir havalanırdı gözümüzdeki perdeler

Fotoselli lambanın üzerinden bana gülümseyen kertenkeleden başka kim hatırlayacak beni?
Plastik kuşaklar birbirine bağlanırken
Durun, gözümdeki bu yaş da neyin nesi?
Biliyorum
El değiştirenlerin nöbetinde duruyorum
Çağırılmıyorum
Yakup da değilim ama biraz karıştırıyorum

ellimde kirli bir bezle
Duvardan bağırıp duran karayı temizlemeye çalıştım bu gece
Sildikçe yeniden ortaya çıkıyor dünya âhı
“Malum ölümle besleniyordu tanrısı”

Aztekler mi yanılıyordu
Yoksa Tanrıyı hebefrenikleştiren algılarımızı mı yıkıyordu ölüm?
düşünüyordum ağaçlar yerinden sökülene kadar

Bir arada olamayacak kadar uzaktı ellerim
Düşünüyordum ve düşünmek delilikti
O zamanların akıllılarından daha deliydim

En sevdiğim lacivert kravatında
Parmağımın ucu kadar bir leke
Benim yerime o anlatsın
Kızma çocukluğuma atttığım tokatlara
Sen artık o adam değilsin
Saldın içindeki kuşu göğe
Öyle bir saldın ki
Gök titredi üstüme

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder